<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Alzheimer.web.tr - Alzheimer - Nöroloji - Dr. Gülüstü KAPTANOĞLU - Alzheimer Hastalığı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://alzheimer.web.tr/forum/</link>
		<description><![CDATA[Alzheimer.web.tr - Alzheimer - Nöroloji - Dr. Gülüstü KAPTANOĞLU - Alzheimer Hastalığı - http://alzheimer.web.tr/forum]]></description>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 22:33:52 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[BAKIM MERKEZİ]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/bakim-merkezi.html</link>
			<pubDate>Tue, 08 May 2012 18:19:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/bakim-merkezi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Norolojik, Psikiyatrik ve Zihinsel hastalıkları bulunan 13 Yaş üzeri çoçuk, kadın ve erkek tüm hastalarımıza otel konforunda ve evinizin rahatlığında bakım hizmeti veriyoruz. Detaylı bilgi ve iletişim için adresimiz    <span style="color: #FF0000;">sizofrendostubakimevi@gmail.com</span> </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Norolojik, Psikiyatrik ve Zihinsel hastalıkları bulunan 13 Yaş üzeri çoçuk, kadın ve erkek tüm hastalarımıza otel konforunda ve evinizin rahatlığında bakım hizmeti veriyoruz. Detaylı bilgi ve iletişim için adresimiz    <span style="color: #FF0000;">sizofrendostubakimevi@gmail.com</span> </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimer’dan hâlâ iyi haber yok]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer%E2%80%99dan-h%C3%A2l%C3%A2-iyi-haber-yok.html</link>
			<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 11:42:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer%E2%80%99dan-h%C3%A2l%C3%A2-iyi-haber-yok.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Alzheimer’dan hâlâ iyi haber yok</span><br />
<br />
Serdar Turgut, geçen pazar günü köşe yazısında, ‘Alzheimer hastalığının tedavisi için mucize bir öneri’ getirerek hastalığın belirtilerini hafifletmek ya da korunmak isteyenlere ‘hindistancevizi yağından faydalanmayı’ tavsiye etti. Üzülerek belirteyim ki bellek kaybı ve Alzheimer hastalığı alanında nörologlar bu önerinin güvenilir bir bilimsel desteğinin olmadığını düşünüyor<br />
Alzheimer’ın tedavisinde Hindistan cevizi yağını kullanmanın faydalı olup olmadığını bu alanda uzmanlaşmış bir nörolog meslektaşımla, Kognitif Nöroloji ve Demans Kliniği’nin kurucularından Dr. Gülüstü Kaptanoğlu ile konuştum. Dr. Kaptanoğlu bu konuda çok özel eğitimler almış, uzmanlaşmış bir isim. Verdiği yanıtları aşağıda okuyacaksınız. Bellek problemlerine ilişkin düşüncelerimi ve bu konuda yapabileceklerinizi ise yarın Hürriyet’te bulabilirsiniz. Hepinize iyi bayramlar diliyorum. Sağlığınız tam, huzurunuz daim olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖNEMLİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Tedavi için önce sebebi bilinmeli</span><br />
<br />
Hindistancevizi yağının Alzheimer Hastalığını tedavi edebileceği doğru mu?&lt;BR&gt;- Alzheimer ve parkinson hastalığına dair her mucize tedavi haberi çıktığında, hastalarımız ve ailelerinden telefonlar, mesajlar yağar. Ben de onlara “Gerçekten Alzheimer hastalığını önleyen ya da iyileştiren bir ilaç bulunduğunda, bu bütün dünyada gazete ve TV’lerin ilk haberi olacak merak etmeyin” derim.<br />
Herhangi bir ilaç hem Alzheimer’a hem Parkinson’a hem Multipl Skleroz’a hem de epilepsiye deva gibi sunuluyorsa muhtemelen hiçbir derde deva olmuyor. Hastalıkların gerçek şifalarının bulunmasının tek yolu sebeplerinin ortaya çıkarılması. Alzheimer’ın da Parkinson hastalığının da sebeplerini hâlâ tam bilmiyoruz ve bu nedenle tek bir ilaç ya da gıdayla kesin çare bulmaya çok uzağız. Yeni bir ilaca, bir hastalığın tedavisine yönelik lisans verilmesi ancak klinik çalışmalardan geçmesiyle mümkün.<br />
Bu klinik çalışmalarda ilaçların hastalığa etkinliği ve yan etkileri değerlendirilir. Çalışmalar plasebo denilen yalancı bir ilacın da verildiği kontrol gruplarıyla yapılır ki, hastanın da doktorun da ilacın işe yaramasını çok istiyor olmasından kaynaklanabilecek psikolojik iyilik hali, gerçek ilaç etkisiyle karıştırılmasın. Ama tıbbi gıdalar olarak gruplanabilecek maddeler, bu tür klinik çalışmalar tamamlanmadan, asgari kontrolle büyük bir pazara yeni ürünler olarak sunulmakta. Üstelik de etik olmayan bir umut tacirliğiyle. Ama maalesef yakın zamandaki deneyimlerimiz de gösteriyor ki en masum görünen vitaminlerden bazıları dahi, doğru kullanılmadığında bazı kanser türlerinin riskini artırabiliyor.<br />
10 yıl kadar önce Alzheimer hastalığını önlemek iddiasıyla çok moda olan, yüksek dozlardaki E vitamininin bugün ömrü kısaltıcı etkileri olabileceği ortaya çıkıyor. Bu nedenle önerilen her ilaç adayına önce zarar vermemek prensibiyle bilimsel bir şüphecilikle yaklaşma sorumluluğunu taşıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">AKLINIZDA OLSUN</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hastalığın seyri mucizeden uzak</span><br />
<br />
&lt;P&gt;Hindistancevizi yağı işe yarayabilir mi?<br />
- Geçen hafta basında gündeme gelen, ‘Alzheimer için mucize haber’ başlıklı yazıda ele alınan hindistancevizi yağının Alzheimer hastalığının ilerlemesini durdurduğu, koruyucu olduğu haberini, gelen yoğun sorular üzerine ben de inceledim. Bu yazıya kaynak olan olguya dair yazıları okuyunca seyrin bir mucizeden son derece uzak olduğunu görüyoruz. Üstelik yazıları bilimsel bir süzgeçten geçirince, hindistancevizi yağı içerken hastanın bir yandan hastalık mekanizmasına daha direkt etkisi olabilecek farklı bir deneysel ilaç (amiloid patolojisini azaltmaya yönelik gama sekretaz inhibitörü) almakta olduğunu, ayrıca Hindistan cevizi yağına ek başka destekler verildiğini görüyoruz. Bunlar arasında yer alan zerdeçal bazı başka araştırmacıların Alzheimer için mucize gibi gördüğü bir Hint baharatı. Maalesef öyküsü anlatılan hastada gene de anlamlı sayılacak bir klinik düzelme görülmediği gibi, yavaş da olsa hastalığının ilerlediği anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">DİKKAT</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bir başkasında faydası görülmemiş</span><br />
<br />
Bu tür tedavilerin faydalı olabileceğini ileri sürenin de doktor olması önemli değil mi?<br />
- Eşinin hastalık ve tedavi öyküsünü bu tedavilere çok inanarak anlatan Dr. Mary Newport, yeni doğan uzmanı bir çocuk doktoru ve Hindistan cevizi yağının faydasını ketoasit oluşturmasına bağlıyor. Ketoasitlerin açlık sırasında dahi beyne sürekli enerji sağlayabileceği ve bu şekilde hücre yıkımını önleyebileceği öne sürülüyor. Hindistancevizi yağı veya benzer orta zincirli trigliseritlerle Alzheimer hastalığı tedavisinde henüz gerçek bilimsel ölçütlere uygun sonuçlanmış hiçbir çalışma yok.<br />
Söz konusu mekanizmanın umut verici yanları olsa dahi aslında Alzheimer ve benzeri hastalıkların sebebine yönelik olmadığı için, en iyi ihtimalle bu tür hastalıkların sonucu olan hücre yıkımını yavaşlatma potansiyeli dışında bir etki ummak gerçekçi görünmüyor. Böyle bir yavaşlatma da, eğer kanıtlanabilirse, elbette hafife alınacak bir etki değil. Dr. Newport, ilk raporundan üç yıl sonra 2011’de yazdığı raporda, kendi hikayelerinden etkilenerek bu yağı ilaç olarak kullanan kimselerde de mucizevi bir sonuç bildirmiyor. Kendisine yazan bazı hastaların yakınları hiç yarar bildirmezken, biraz yararlandığını söyleyen hasta yakınları da bu faydayı tarafsız muayene bulgularıyla destekleyemiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BİR ÖNERİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hindistan cevizi yerine zeytinyağı</span><br />
<br />
Zararlı olabilir mi?<br />
- Hindistancevizi yağını hastalar alsa ne olur? Mesela en basit yan etkisi olan diyare (ishal) yaşlı hastalar için ciddi sorun anlamına gelebilir. Önemli bir yan etki olmasaydı bile bu zor hastalıkla yaşama tutunan hastalarımız da, bir gün Alzheimer hastalığına yakalanmaktan korkanlar da, yeterli bilimsel kanıt olmadan boş umutlara sevk edilmeyecek kadar değerli. <br />
Hastalarımızı ve yakınlarını olmayan mucizelerden değil, umudumuzu koruyarak bugün bilebildiğimiz bilimsel doğrulardan haberdar etmekle yükümlüyüz. Elbette ki umut veren bitkisel tedavilerin peşine düşüp, doğru araştırma yöntemleri ile sorgulamak da önemli bir sorumluluğumuz. Damak tadımıza pek uymayan hindistancevizi yağını, yeterli bilimsel kanıt olmadan her gün zoraki tüketmek yerine, yararı için daha çok bilimsel kanıt olan ve genetik iklimimize daha çok uyan zeytinyağını, fındığı-cevizi ve balıklarımızı yemek, sağlıklı kalmanın daha lezzetli bir yolu olabilir.<br />
<br />
<a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19177974.asp" target="_blank">Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Alzheimer’dan hâlâ iyi haber yok</span><br />
<br />
Serdar Turgut, geçen pazar günü köşe yazısında, ‘Alzheimer hastalığının tedavisi için mucize bir öneri’ getirerek hastalığın belirtilerini hafifletmek ya da korunmak isteyenlere ‘hindistancevizi yağından faydalanmayı’ tavsiye etti. Üzülerek belirteyim ki bellek kaybı ve Alzheimer hastalığı alanında nörologlar bu önerinin güvenilir bir bilimsel desteğinin olmadığını düşünüyor<br />
Alzheimer’ın tedavisinde Hindistan cevizi yağını kullanmanın faydalı olup olmadığını bu alanda uzmanlaşmış bir nörolog meslektaşımla, Kognitif Nöroloji ve Demans Kliniği’nin kurucularından Dr. Gülüstü Kaptanoğlu ile konuştum. Dr. Kaptanoğlu bu konuda çok özel eğitimler almış, uzmanlaşmış bir isim. Verdiği yanıtları aşağıda okuyacaksınız. Bellek problemlerine ilişkin düşüncelerimi ve bu konuda yapabileceklerinizi ise yarın Hürriyet’te bulabilirsiniz. Hepinize iyi bayramlar diliyorum. Sağlığınız tam, huzurunuz daim olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖNEMLİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Tedavi için önce sebebi bilinmeli</span><br />
<br />
Hindistancevizi yağının Alzheimer Hastalığını tedavi edebileceği doğru mu?&lt;BR&gt;- Alzheimer ve parkinson hastalığına dair her mucize tedavi haberi çıktığında, hastalarımız ve ailelerinden telefonlar, mesajlar yağar. Ben de onlara “Gerçekten Alzheimer hastalığını önleyen ya da iyileştiren bir ilaç bulunduğunda, bu bütün dünyada gazete ve TV’lerin ilk haberi olacak merak etmeyin” derim.<br />
Herhangi bir ilaç hem Alzheimer’a hem Parkinson’a hem Multipl Skleroz’a hem de epilepsiye deva gibi sunuluyorsa muhtemelen hiçbir derde deva olmuyor. Hastalıkların gerçek şifalarının bulunmasının tek yolu sebeplerinin ortaya çıkarılması. Alzheimer’ın da Parkinson hastalığının da sebeplerini hâlâ tam bilmiyoruz ve bu nedenle tek bir ilaç ya da gıdayla kesin çare bulmaya çok uzağız. Yeni bir ilaca, bir hastalığın tedavisine yönelik lisans verilmesi ancak klinik çalışmalardan geçmesiyle mümkün.<br />
Bu klinik çalışmalarda ilaçların hastalığa etkinliği ve yan etkileri değerlendirilir. Çalışmalar plasebo denilen yalancı bir ilacın da verildiği kontrol gruplarıyla yapılır ki, hastanın da doktorun da ilacın işe yaramasını çok istiyor olmasından kaynaklanabilecek psikolojik iyilik hali, gerçek ilaç etkisiyle karıştırılmasın. Ama tıbbi gıdalar olarak gruplanabilecek maddeler, bu tür klinik çalışmalar tamamlanmadan, asgari kontrolle büyük bir pazara yeni ürünler olarak sunulmakta. Üstelik de etik olmayan bir umut tacirliğiyle. Ama maalesef yakın zamandaki deneyimlerimiz de gösteriyor ki en masum görünen vitaminlerden bazıları dahi, doğru kullanılmadığında bazı kanser türlerinin riskini artırabiliyor.<br />
10 yıl kadar önce Alzheimer hastalığını önlemek iddiasıyla çok moda olan, yüksek dozlardaki E vitamininin bugün ömrü kısaltıcı etkileri olabileceği ortaya çıkıyor. Bu nedenle önerilen her ilaç adayına önce zarar vermemek prensibiyle bilimsel bir şüphecilikle yaklaşma sorumluluğunu taşıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">AKLINIZDA OLSUN</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hastalığın seyri mucizeden uzak</span><br />
<br />
&lt;P&gt;Hindistancevizi yağı işe yarayabilir mi?<br />
- Geçen hafta basında gündeme gelen, ‘Alzheimer için mucize haber’ başlıklı yazıda ele alınan hindistancevizi yağının Alzheimer hastalığının ilerlemesini durdurduğu, koruyucu olduğu haberini, gelen yoğun sorular üzerine ben de inceledim. Bu yazıya kaynak olan olguya dair yazıları okuyunca seyrin bir mucizeden son derece uzak olduğunu görüyoruz. Üstelik yazıları bilimsel bir süzgeçten geçirince, hindistancevizi yağı içerken hastanın bir yandan hastalık mekanizmasına daha direkt etkisi olabilecek farklı bir deneysel ilaç (amiloid patolojisini azaltmaya yönelik gama sekretaz inhibitörü) almakta olduğunu, ayrıca Hindistan cevizi yağına ek başka destekler verildiğini görüyoruz. Bunlar arasında yer alan zerdeçal bazı başka araştırmacıların Alzheimer için mucize gibi gördüğü bir Hint baharatı. Maalesef öyküsü anlatılan hastada gene de anlamlı sayılacak bir klinik düzelme görülmediği gibi, yavaş da olsa hastalığının ilerlediği anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">DİKKAT</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bir başkasında faydası görülmemiş</span><br />
<br />
Bu tür tedavilerin faydalı olabileceğini ileri sürenin de doktor olması önemli değil mi?<br />
- Eşinin hastalık ve tedavi öyküsünü bu tedavilere çok inanarak anlatan Dr. Mary Newport, yeni doğan uzmanı bir çocuk doktoru ve Hindistan cevizi yağının faydasını ketoasit oluşturmasına bağlıyor. Ketoasitlerin açlık sırasında dahi beyne sürekli enerji sağlayabileceği ve bu şekilde hücre yıkımını önleyebileceği öne sürülüyor. Hindistancevizi yağı veya benzer orta zincirli trigliseritlerle Alzheimer hastalığı tedavisinde henüz gerçek bilimsel ölçütlere uygun sonuçlanmış hiçbir çalışma yok.<br />
Söz konusu mekanizmanın umut verici yanları olsa dahi aslında Alzheimer ve benzeri hastalıkların sebebine yönelik olmadığı için, en iyi ihtimalle bu tür hastalıkların sonucu olan hücre yıkımını yavaşlatma potansiyeli dışında bir etki ummak gerçekçi görünmüyor. Böyle bir yavaşlatma da, eğer kanıtlanabilirse, elbette hafife alınacak bir etki değil. Dr. Newport, ilk raporundan üç yıl sonra 2011’de yazdığı raporda, kendi hikayelerinden etkilenerek bu yağı ilaç olarak kullanan kimselerde de mucizevi bir sonuç bildirmiyor. Kendisine yazan bazı hastaların yakınları hiç yarar bildirmezken, biraz yararlandığını söyleyen hasta yakınları da bu faydayı tarafsız muayene bulgularıyla destekleyemiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BİR ÖNERİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hindistan cevizi yerine zeytinyağı</span><br />
<br />
Zararlı olabilir mi?<br />
- Hindistancevizi yağını hastalar alsa ne olur? Mesela en basit yan etkisi olan diyare (ishal) yaşlı hastalar için ciddi sorun anlamına gelebilir. Önemli bir yan etki olmasaydı bile bu zor hastalıkla yaşama tutunan hastalarımız da, bir gün Alzheimer hastalığına yakalanmaktan korkanlar da, yeterli bilimsel kanıt olmadan boş umutlara sevk edilmeyecek kadar değerli. <br />
Hastalarımızı ve yakınlarını olmayan mucizelerden değil, umudumuzu koruyarak bugün bilebildiğimiz bilimsel doğrulardan haberdar etmekle yükümlüyüz. Elbette ki umut veren bitkisel tedavilerin peşine düşüp, doğru araştırma yöntemleri ile sorgulamak da önemli bir sorumluluğumuz. Damak tadımıza pek uymayan hindistancevizi yağını, yeterli bilimsel kanıt olmadan her gün zoraki tüketmek yerine, yararı için daha çok bilimsel kanıt olan ve genetik iklimimize daha çok uyan zeytinyağını, fındığı-cevizi ve balıklarımızı yemek, sağlıklı kalmanın daha lezzetli bir yolu olabilir.<br />
<br />
<a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19177974.asp" target="_blank">Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimer Riski Evlilere Daha Uzak]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-riski-evlilere-daha-uzak.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:41:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-riski-evlilere-daha-uzak.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=165920&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=165920&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
<br />
İstanbul Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, evli ya da düzenli bir ilişkisi olanların Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Prof. Dr. Emre, yaptığı yazılı açıklamada, Alzheimer hastalığının, "ileri yaşta bazı kişilerde bellek yıkımı olduğunu" ve genellikle 65 yaş üzerinde görülen bu hastalığın, tıp dilinde demans olarak nitelenen durumun en önemli nedeni olarak görüldüğünü kaydetti.<br />
<br />
Bu hastalığa yakalananların bugünü unutup, geçmişi ile yaşadığı, en yakınındaki insanları tanıyamadığı ve bazen kişiliklerinin tamamen değişebildiğine dikkati çeken Emre, 65 yaşın üzerinde olan kişilerde Alzheimer'ın görülme sıklığının yüzde 5-10'a, 85 yaşın üzerindekilerde ise yüzde 30'a kadar çıktığını vurguladı.<br />
<br />
Prof. Dr. Murat Emre, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:<br />
<br />
"Alzheimer hastalığına yakalanma riski, evli ya da düzenli ilişkisi olanlarda, olmayanlara göre daha düşük. Finlandiya'da yaklaşık bin 500 kişi üzerinde yapılan uzun süreli bir araştırma sonucuna göre, orta yaş süresince düzenli bir ilişki içinde olan, evliliğini sürdüren insanlarda risk yüzde 50 azalırken, boşanıp tekrar evlenmemişlerde 3 katına, dul kalmış, tekrar evlenmemişlerde ise 6 katına kadar yükseliyor."<br />
<br />
Bu durumun sosyal hayatın içinde kalmak ile açıklanabileceğini belirten Emre, sosyal ilişkilerin beyni beslediğini, böyle olmadığı zaman da hastalık riskinin arttığını ifade etti.<br />
<br />
Prof. Dr. Murat Emre, eğitim seviyesi düşük kişilerde de Alzheimer'ın görülme oranının daha fazla olduğuna işaret ederek, Akdeniz usulü beslenmenin ve bedensel olarak aktif olmanın da Alzheimer riskini düşürdüğünü vurguladı.<br />
<br />
Murat Emre, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı tarafından yapılan ve Alzheimer Derneği tarafından desteklenen bir araştırmaya göre, Türkiye'de yaklaşık 250-300 bin Alzheimer hastası olduğunu kaydetti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=165920&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=165920&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
<br />
İstanbul Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, evli ya da düzenli bir ilişkisi olanların Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Prof. Dr. Emre, yaptığı yazılı açıklamada, Alzheimer hastalığının, "ileri yaşta bazı kişilerde bellek yıkımı olduğunu" ve genellikle 65 yaş üzerinde görülen bu hastalığın, tıp dilinde demans olarak nitelenen durumun en önemli nedeni olarak görüldüğünü kaydetti.<br />
<br />
Bu hastalığa yakalananların bugünü unutup, geçmişi ile yaşadığı, en yakınındaki insanları tanıyamadığı ve bazen kişiliklerinin tamamen değişebildiğine dikkati çeken Emre, 65 yaşın üzerinde olan kişilerde Alzheimer'ın görülme sıklığının yüzde 5-10'a, 85 yaşın üzerindekilerde ise yüzde 30'a kadar çıktığını vurguladı.<br />
<br />
Prof. Dr. Murat Emre, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:<br />
<br />
"Alzheimer hastalığına yakalanma riski, evli ya da düzenli ilişkisi olanlarda, olmayanlara göre daha düşük. Finlandiya'da yaklaşık bin 500 kişi üzerinde yapılan uzun süreli bir araştırma sonucuna göre, orta yaş süresince düzenli bir ilişki içinde olan, evliliğini sürdüren insanlarda risk yüzde 50 azalırken, boşanıp tekrar evlenmemişlerde 3 katına, dul kalmış, tekrar evlenmemişlerde ise 6 katına kadar yükseliyor."<br />
<br />
Bu durumun sosyal hayatın içinde kalmak ile açıklanabileceğini belirten Emre, sosyal ilişkilerin beyni beslediğini, böyle olmadığı zaman da hastalık riskinin arttığını ifade etti.<br />
<br />
Prof. Dr. Murat Emre, eğitim seviyesi düşük kişilerde de Alzheimer'ın görülme oranının daha fazla olduğuna işaret ederek, Akdeniz usulü beslenmenin ve bedensel olarak aktif olmanın da Alzheimer riskini düşürdüğünü vurguladı.<br />
<br />
Murat Emre, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı tarafından yapılan ve Alzheimer Derneği tarafından desteklenen bir araştırmaya göre, Türkiye'de yaklaşık 250-300 bin Alzheimer hastası olduğunu kaydetti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fast-food, Alzheimer Riskini Artırabilir]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/fast-food-alzheimer-riskini-artirabilir.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:40:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/fast-food-alzheimer-riskini-artirabilir.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=169201&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=169201&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Fast-food tarzı beslenme alışkanlığının Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.<br />
<br />
Stockholm'deki Karolinska Araştırma Enstitüsünden bilim adamları, önce insanlarda Alzheimer hastalığı riskini arttıran ve kolesterolü taşıyan APOE4 geninin etkisini görmek için farelerin genleriyle oynadı, daha sonra 9 ay boyunca yağ, şeker ve kolesterol bakımından zengin yiyecekler verilen bu farelerin davranışlarını inceledi.<br />
<br />
Araştırmaya imza atanlardan Susanne Akterin, farelerin beynini incelerken Alzheimer hastalarının beynindekine benzer kimyasal bir değişime rastladıklarını belirtti.<br />
<br />
Fosfat miktarının arttığını, bunun da bazı hücrelerin normal işlevlerini yerine getirmesini engellediğini vurgulayan araştırmacılar, yiyecekteki kolesterolün büyük bir bölümünün, hafızanın depolanması süreciyle ilgili, beyindeki "Arc" adı verilen proteinin oluşumunu azalttığına dikkati çekti.<br />
<br />
Araştırmacı Akterin, fazla miktarda yağ ve kolesterolün, APOE4 geni gibi başka etkenlerle birleştiğinde beyindeki birçok maddeyi etkileyebileceğini, bunun da Alzheimer hastalığına yakalanma nedenlerinden biri olabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Daha önce yapılan araştırmalar, beslenme biçimi ve Alzheimer hastalığı arasında bağlantı olabileceğini göstermişti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=169201&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=169201&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Fast-food tarzı beslenme alışkanlığının Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.<br />
<br />
Stockholm'deki Karolinska Araştırma Enstitüsünden bilim adamları, önce insanlarda Alzheimer hastalığı riskini arttıran ve kolesterolü taşıyan APOE4 geninin etkisini görmek için farelerin genleriyle oynadı, daha sonra 9 ay boyunca yağ, şeker ve kolesterol bakımından zengin yiyecekler verilen bu farelerin davranışlarını inceledi.<br />
<br />
Araştırmaya imza atanlardan Susanne Akterin, farelerin beynini incelerken Alzheimer hastalarının beynindekine benzer kimyasal bir değişime rastladıklarını belirtti.<br />
<br />
Fosfat miktarının arttığını, bunun da bazı hücrelerin normal işlevlerini yerine getirmesini engellediğini vurgulayan araştırmacılar, yiyecekteki kolesterolün büyük bir bölümünün, hafızanın depolanması süreciyle ilgili, beyindeki "Arc" adı verilen proteinin oluşumunu azalttığına dikkati çekti.<br />
<br />
Araştırmacı Akterin, fazla miktarda yağ ve kolesterolün, APOE4 geni gibi başka etkenlerle birleştiğinde beyindeki birçok maddeyi etkileyebileceğini, bunun da Alzheimer hastalığına yakalanma nedenlerinden biri olabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Daha önce yapılan araştırmalar, beslenme biçimi ve Alzheimer hastalığı arasında bağlantı olabileceğini göstermişti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Enfeksiyonlar Hafıza Kaybına Yol Açabilir]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/enfeksiyonlar-hafiza-kaybina-yol-acabilir.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:38:29 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/enfeksiyonlar-hafiza-kaybina-yol-acabilir.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=250829&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=250829&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Beynin dışında gelişen enfeksiyonların, Alzheimer hastalarında hafıza kaybını hızlandırabileceği bildirildi.<br />
<br />
Britanya'da, Alzheimer hastası 222 yaşlı üzerinde yapılan bir araştırma, göğüs veya idrar yolları gibi bölgelerde görülen enfeksiyonların, hafıza kaybını ikiye katlayabileceğini gösterdi.<br />
<br />
Southampton Üniversitesinde görevli bilim adamları, enfeksiyonların, kanda tümör nekroz faktörü olarak adlandırılan inflamatuvar bir proteinin seviyelerinin yükselmesine neden olduğunu düşündüklerini söylediler.<br />
<br />
Sonuçları Neurology dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde Alzheimer hastalarının 6 ay boyunca izlendiği, 222 hastadan 110'unun, göğüs, mide, bağırsak ve idrar yolları gibi bölgelerde toplam 150 enfeksiyona yakalandığı kaydedildi.<br />
<br />
Araştırmada, enfeksiyon kötüleştikçe hafıza kaybının da kötüye gittiği gözlendi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=250829&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=250829&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Beynin dışında gelişen enfeksiyonların, Alzheimer hastalarında hafıza kaybını hızlandırabileceği bildirildi.<br />
<br />
Britanya'da, Alzheimer hastası 222 yaşlı üzerinde yapılan bir araştırma, göğüs veya idrar yolları gibi bölgelerde görülen enfeksiyonların, hafıza kaybını ikiye katlayabileceğini gösterdi.<br />
<br />
Southampton Üniversitesinde görevli bilim adamları, enfeksiyonların, kanda tümör nekroz faktörü olarak adlandırılan inflamatuvar bir proteinin seviyelerinin yükselmesine neden olduğunu düşündüklerini söylediler.<br />
<br />
Sonuçları Neurology dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde Alzheimer hastalarının 6 ay boyunca izlendiği, 222 hastadan 110'unun, göğüs, mide, bağırsak ve idrar yolları gibi bölgelerde toplam 150 enfeksiyona yakalandığı kaydedildi.<br />
<br />
Araştırmada, enfeksiyon kötüleştikçe hafıza kaybının da kötüye gittiği gözlendi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hücre Kaybına Çözüm Umudu ]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/hucre-kaybina-cozum-umudu.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:28:45 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/hucre-kaybina-cozum-umudu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=264236&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=264236&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Japon bilim adamlarının, insan bedenindeki 4 geni aktive ederek embriyonik hücreye çevirmeyi başardığı bildirildi.<br />
<br />
Türk Hematoloji Derneği tarafından Antalya'da düzenlenen 35. Ulusal Hematoloji Kongresi'ne konuk olan Alaska Üniversitesi Biyoloji ve Biyomedikal Program Bölümünden Prof. Dr. Jesse Owens, omurilik felci ve inmenin kök hücre nakli ile tedavi edilmesi çalışmaları sürerken, bilim dünyasının Parkinson ile ALS gibi motor nöron hastalıklarına da kök hücreyle çare bulmanın yollarını araştırdığını söyledi.<br />
<br />
Parkinson hastalığı konusunda uzman olmadığını ancak bu hastalıkta, hücre kaybının söz konusu olduğunun bilindiğini anlatan Owens, yapılan deneysel çalışmalarla, hastanın kendi hücrelerinin alınarak modifiye edilmesi ve yeniden vücuduna verilerek hücrelerin ölümünün engellenmesinin hedeflendiğini belirtti.<br />
<br />
Japonya'da bilim adamlarının 4 geni aktive ederek insan hücresini embriyonik hücreye çevirmeyi başardığını kaydeden Owens, "henüz yeterli sayıda hücre elde edememişler ama umut veren bir çalışma. Embriyonik hücreler olgunlaşmamış hücre olduğu için tümör oluşturma riski vardır ama insan hücresinin embriyonik hücreye dönüştürülmesinde bu tehlike yok. Ancak bu tedavinin gelişmesinin önünde çok uzun zaman var" diye konuştu.<br />
<br />
İleriki günlerde, ALS gibi motor nöron hastalarında bu tedaviden yararlanılabileceğini öne süren Owens, kişinin hareket kabiliyetini engelleyen ve solunumunu güçleştiren ALS'de kök hücre uygulanmasıyla bu sorunların en aza indirgenebileceğini belirtti.<br />
<br />
Owens, "ALS'nin tamamıyla tedavi edilmesi mümkün olmayabilir ama semptomlar (hastalık belirtileri) geriletilerek, kişinin yaşam kalitesi yükseltilebilir" dedi.<br />
<br />
Omurilik felci için 40 deney<br />
<br />
Profesör Dr. Jesse Owens, omurilik felcinin birçok nedeni olduğuna da dikkati çekerek, bu hastalığın kök hücre nakliyle tedavisini sağlayabilmek için ABD, İsrail, İran ve Hindistan gibi ülkelerde 40 kadar deneyin sürdüğünü söyledi.<br />
<br />
Owens,"omurilik felcinin henüz başlangıç noktasında olduğu hastalarda bazı olumlu gelişmeler gözlendi" diye konuştu.<br />
<br />
Owens, çeşitli kazalar sonucunda oluşan felçlerde de kök hücre tedavisinin umut olabileceğini belirterek, bu durumlarda kişinin yaşının ve bel kemiğinin ne şekilde yaralandığının büyük önem taşıdığının altını çizdi.<br />
<br />
Owens, "çok yakın gelecekte olmasa bile kök hücre nakli, felçli kişilerin tamamen olmasa bile kısmen iyileşmesini sağlayacak. Ancak en küçük umudun bile peşinden koşan bu hastaların gazete ilanlarıyla insanları avlayan sahtekarlara karşı dikkatli olmasını öneriyorum. Boş umutlara kapılmasınlar. Bilimsel olmayan, başka insanların deneyip yararını görmedikleri tedavilere prim vermesinler, umut tacirlerinden kaçınsınlar" diye konuştu.<br />
<br />
Kendisi de 32 yıldır felçli<br />
<br />
57 yaşındaki Profesör Dr. Jesse Owens, 32 yıl önce Alaska'da dağda spor yaparken hızla gelen bir kar aracının çarpması sonucu felç olduğunu anlattı.<br />
<br />
Owens, "kök hücre tedavisinin benim gibi uzun yıllardır felçli olan kişilerde iyileşme sağlamayacağını düşünüyorum. Bizler de olsa olsa bazı vücut fonksiyonlarının bir bölümünün yerine gelmesine neden olur. 20 yaşında, yeni felç olmuş bir genç için daha fazla umut olduğunu düşünüyorum" dedi.<br />
<br />
Ucuz ve yararlı araçlar yaptı<br />
<br />
Owens, 25 yaşında bir mimarken felç olmasına yol açan kazayı geçirdiğini belirten Owens, tıbba o tarihten sonra yöneldiğini anlattı.<br />
<br />
Mimarlık eğitiminin ve kendi deneyimlerinin de yardımıyla felçli kişilerin yaşamını kolaylaştıracak araçlar ürettiğini belirten Owens, şöyle konuştu:<br />
<br />
"Felçli kişilerin devamlı oturması nedeniyle kemikleri yumuşar ve kolayca kırılır; tek başlarına yaşam sürdürmeleri zordur. O nedenle elle hareket ettirilen, felçli kişinin ayakta durur pozisyonda olabileceği bir araç dizayn ettim. Evimde ve iş yerimde kullandığım bu araç sayesinde her işimi kendim yapabiliyorum. İki katlı evimde üst kata çıkabilmek için yine elle çalışan bir asansör yaptım. Çok sevdiğim doğadan mahrum olmamak için de özel tekerlekli sandalye ürettim. Bir veya iki kişinin yardımıyla doğasever felçliler de doğanın keyfini çıkarabilir. Ürettiğim araçlar, geçmiş yıllarda Amerika'da satışa çıktı ancak seri üretim yapacak sponsor desteğini bulamadığım için devamını getiremedim."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=264236&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=264236&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Japon bilim adamlarının, insan bedenindeki 4 geni aktive ederek embriyonik hücreye çevirmeyi başardığı bildirildi.<br />
<br />
Türk Hematoloji Derneği tarafından Antalya'da düzenlenen 35. Ulusal Hematoloji Kongresi'ne konuk olan Alaska Üniversitesi Biyoloji ve Biyomedikal Program Bölümünden Prof. Dr. Jesse Owens, omurilik felci ve inmenin kök hücre nakli ile tedavi edilmesi çalışmaları sürerken, bilim dünyasının Parkinson ile ALS gibi motor nöron hastalıklarına da kök hücreyle çare bulmanın yollarını araştırdığını söyledi.<br />
<br />
Parkinson hastalığı konusunda uzman olmadığını ancak bu hastalıkta, hücre kaybının söz konusu olduğunun bilindiğini anlatan Owens, yapılan deneysel çalışmalarla, hastanın kendi hücrelerinin alınarak modifiye edilmesi ve yeniden vücuduna verilerek hücrelerin ölümünün engellenmesinin hedeflendiğini belirtti.<br />
<br />
Japonya'da bilim adamlarının 4 geni aktive ederek insan hücresini embriyonik hücreye çevirmeyi başardığını kaydeden Owens, "henüz yeterli sayıda hücre elde edememişler ama umut veren bir çalışma. Embriyonik hücreler olgunlaşmamış hücre olduğu için tümör oluşturma riski vardır ama insan hücresinin embriyonik hücreye dönüştürülmesinde bu tehlike yok. Ancak bu tedavinin gelişmesinin önünde çok uzun zaman var" diye konuştu.<br />
<br />
İleriki günlerde, ALS gibi motor nöron hastalarında bu tedaviden yararlanılabileceğini öne süren Owens, kişinin hareket kabiliyetini engelleyen ve solunumunu güçleştiren ALS'de kök hücre uygulanmasıyla bu sorunların en aza indirgenebileceğini belirtti.<br />
<br />
Owens, "ALS'nin tamamıyla tedavi edilmesi mümkün olmayabilir ama semptomlar (hastalık belirtileri) geriletilerek, kişinin yaşam kalitesi yükseltilebilir" dedi.<br />
<br />
Omurilik felci için 40 deney<br />
<br />
Profesör Dr. Jesse Owens, omurilik felcinin birçok nedeni olduğuna da dikkati çekerek, bu hastalığın kök hücre nakliyle tedavisini sağlayabilmek için ABD, İsrail, İran ve Hindistan gibi ülkelerde 40 kadar deneyin sürdüğünü söyledi.<br />
<br />
Owens,"omurilik felcinin henüz başlangıç noktasında olduğu hastalarda bazı olumlu gelişmeler gözlendi" diye konuştu.<br />
<br />
Owens, çeşitli kazalar sonucunda oluşan felçlerde de kök hücre tedavisinin umut olabileceğini belirterek, bu durumlarda kişinin yaşının ve bel kemiğinin ne şekilde yaralandığının büyük önem taşıdığının altını çizdi.<br />
<br />
Owens, "çok yakın gelecekte olmasa bile kök hücre nakli, felçli kişilerin tamamen olmasa bile kısmen iyileşmesini sağlayacak. Ancak en küçük umudun bile peşinden koşan bu hastaların gazete ilanlarıyla insanları avlayan sahtekarlara karşı dikkatli olmasını öneriyorum. Boş umutlara kapılmasınlar. Bilimsel olmayan, başka insanların deneyip yararını görmedikleri tedavilere prim vermesinler, umut tacirlerinden kaçınsınlar" diye konuştu.<br />
<br />
Kendisi de 32 yıldır felçli<br />
<br />
57 yaşındaki Profesör Dr. Jesse Owens, 32 yıl önce Alaska'da dağda spor yaparken hızla gelen bir kar aracının çarpması sonucu felç olduğunu anlattı.<br />
<br />
Owens, "kök hücre tedavisinin benim gibi uzun yıllardır felçli olan kişilerde iyileşme sağlamayacağını düşünüyorum. Bizler de olsa olsa bazı vücut fonksiyonlarının bir bölümünün yerine gelmesine neden olur. 20 yaşında, yeni felç olmuş bir genç için daha fazla umut olduğunu düşünüyorum" dedi.<br />
<br />
Ucuz ve yararlı araçlar yaptı<br />
<br />
Owens, 25 yaşında bir mimarken felç olmasına yol açan kazayı geçirdiğini belirten Owens, tıbba o tarihten sonra yöneldiğini anlattı.<br />
<br />
Mimarlık eğitiminin ve kendi deneyimlerinin de yardımıyla felçli kişilerin yaşamını kolaylaştıracak araçlar ürettiğini belirten Owens, şöyle konuştu:<br />
<br />
"Felçli kişilerin devamlı oturması nedeniyle kemikleri yumuşar ve kolayca kırılır; tek başlarına yaşam sürdürmeleri zordur. O nedenle elle hareket ettirilen, felçli kişinin ayakta durur pozisyonda olabileceği bir araç dizayn ettim. Evimde ve iş yerimde kullandığım bu araç sayesinde her işimi kendim yapabiliyorum. İki katlı evimde üst kata çıkabilmek için yine elle çalışan bir asansör yaptım. Çok sevdiğim doğadan mahrum olmamak için de özel tekerlekli sandalye ürettim. Bir veya iki kişinin yardımıyla doğasever felçliler de doğanın keyfini çıkarabilir. Ürettiğim araçlar, geçmiş yıllarda Amerika'da satışa çıktı ancak seri üretim yapacak sponsor desteğini bulamadığım için devamını getiremedim."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İştah Hormonu ve Alzheimer Arasındaki Bağ ]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/istah-hormonu-ve-alzheimer-arasindaki-bag.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:27:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/istah-hormonu-ve-alzheimer-arasindaki-bag.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=284941&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=284941&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
<br />
İştahı kontrol eden leptin hormonunun yüksek olduğu kişilerde Alzheimer hastalığı riskinin daha düşük olduğu tespit edildi.<br />
<br />
Gönüllüler üzerinde 12 yıl süreyle yapılan araştırmada, leptinin düşük olduğu insanlarda bu hastalığın daha çok görüldüğü belirtildi.<br />
<br />
Leptin hormonu yağ hücreleri tarafından üretiliyor ve beyne vücudun tok olduğu sinyalini göndererek, iştahın azalmasını sağlıyor.<br />
<br />
Söz konusu hormon uzun zaman obeziteyle mücadelede kullanıldı.<br />
<br />
Şeker hastalığı bulunan obezlerin neden genelde uzun dönemli hafız sorunlarıyla karşılaştığını anlamak için fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, leptin verilen deneklerin labirentte yollarını bulmada daha becerikli olduğu tespit edilmişti.<br />
<br />
Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan son araştırmada, Boston Üniversitesi Tıp merkezi tarafından 198 gönüllüye 12 yıl boyunca düzenli beyin taraması yapıldı.<br />
<br />
Zaman içinde, leptini düşük olan deneklerin dörtte biri Alzheimer'a yakalanırken, leptin hormonu yüksek olanlarda bu oran yüzde 6'da kaldı. Alzheimer Araştırma Vakfı başkanı Rebecca Wood, daha önceki araştırmaların, orta yaşlarda obezitenin bunama riskini artırdığını gösterdiğini hatırlatarak, yeni araştırmanın bunda leptinin de rolü olabileceğini gösterdiğini belirtti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=284941&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=284941&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
<br />
İştahı kontrol eden leptin hormonunun yüksek olduğu kişilerde Alzheimer hastalığı riskinin daha düşük olduğu tespit edildi.<br />
<br />
Gönüllüler üzerinde 12 yıl süreyle yapılan araştırmada, leptinin düşük olduğu insanlarda bu hastalığın daha çok görüldüğü belirtildi.<br />
<br />
Leptin hormonu yağ hücreleri tarafından üretiliyor ve beyne vücudun tok olduğu sinyalini göndererek, iştahın azalmasını sağlıyor.<br />
<br />
Söz konusu hormon uzun zaman obeziteyle mücadelede kullanıldı.<br />
<br />
Şeker hastalığı bulunan obezlerin neden genelde uzun dönemli hafız sorunlarıyla karşılaştığını anlamak için fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, leptin verilen deneklerin labirentte yollarını bulmada daha becerikli olduğu tespit edilmişti.<br />
<br />
Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan son araştırmada, Boston Üniversitesi Tıp merkezi tarafından 198 gönüllüye 12 yıl boyunca düzenli beyin taraması yapıldı.<br />
<br />
Zaman içinde, leptini düşük olan deneklerin dörtte biri Alzheimer'a yakalanırken, leptin hormonu yüksek olanlarda bu oran yüzde 6'da kaldı. Alzheimer Araştırma Vakfı başkanı Rebecca Wood, daha önceki araştırmaların, orta yaşlarda obezitenin bunama riskini artırdığını gösterdiğini hatırlatarak, yeni araştırmanın bunda leptinin de rolü olabileceğini gösterdiğini belirtti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimer Hastalarına GPS'li Bilezik]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-hastalarina-gps-li-bilezik.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:26:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-hastalarina-gps-li-bilezik.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=288024&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=288024&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Kanada'da Montreal polisi, Alzheimer hastalarına GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) cihazlı bilezik takma ihtimalini değerlendiriyor.<br />
<br />
Yetkililerden Daniel Rousseau, önceliklerinin halkın güvenliği olduğunu belirterek, Alzheimer nedeniyle kaybolan vatandaşların bulunması için bu yöntemin uygulanabileceğini söyledi. Polis, yöntemin maliyetini, etik ve hukuki yönlerini araştırıyor.<br />
<br />
GPS cihazlı bilezikler halen koşullu salıverilen tutukluları izlemede kullanılıyor. Montreal'de geçen ay, Alzheimer hastası 73 yaşındaki bir kadın 3 gün süren aramanın ardından ölü bulunmuştu.<br />
<br />
Alzheimer Derneğine göre bir Alzheimer hastasının 12 saat içinde bulunmazsa yaralanma, hatta ölme riski yüzde 50'ye çıkıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=288024&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=288024&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Kanada'da Montreal polisi, Alzheimer hastalarına GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) cihazlı bilezik takma ihtimalini değerlendiriyor.<br />
<br />
Yetkililerden Daniel Rousseau, önceliklerinin halkın güvenliği olduğunu belirterek, Alzheimer nedeniyle kaybolan vatandaşların bulunması için bu yöntemin uygulanabileceğini söyledi. Polis, yöntemin maliyetini, etik ve hukuki yönlerini araştırıyor.<br />
<br />
GPS cihazlı bilezikler halen koşullu salıverilen tutukluları izlemede kullanılıyor. Montreal'de geçen ay, Alzheimer hastası 73 yaşındaki bir kadın 3 gün süren aramanın ardından ölü bulunmuştu.<br />
<br />
Alzheimer Derneğine göre bir Alzheimer hastasının 12 saat içinde bulunmazsa yaralanma, hatta ölme riski yüzde 50'ye çıkıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Göz Testiyle Alzheimer'a Erken Tanı]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/goz-testiyle-alzheimer-a-erken-tani.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:25:47 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/goz-testiyle-alzheimer-a-erken-tani.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=295686&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=295686&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
<br />
Alzheimer hastalığını, basit bir göz testiyle daha belirtileri ortaya çıkmadan önce teşhis etmenin mümkün olabileceği bildirildi.<br />
<br />
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Londra Üniversitesinden bir grup bilim adamının, fareler üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda geliştirdikleri teknikte, fosforlu bir boya kullanılarak göz retinasındaki ölü hücreler tespit ediliyor.<br />
<br />
Bunun, beyin hücrelerinin ölmekte olduğunun da ilk belirtileri arasında yer aldığını kaydeden bilim adamları, insanlar üzerinde olumlu sonuçlar vereceğine inandıkları test üzerinde çalışmayı sürdürüyor.<br />
<br />
Araştırma ekibinin başındaki Francesca Coredeiro, retinanın da beynin bir uzantısı olduğunun sık sık göz ardı edildiğine işaret ederek, "Bu nedenle gelecekte basit bir göz doktoru randevusunun beynin sağlığı ve bunama belirtileri olup olmadığı konusunda ışık tutması hiç de imkansız değil" dedi.<br />
<br />
Testin 3 yıl içinde kullanıma sunulabileceğini belirten Coredeiro, bu teknik sayesinde hastalığın seyrinin de takip edilebileceğini söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=295686&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=295686&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
<br />
Alzheimer hastalığını, basit bir göz testiyle daha belirtileri ortaya çıkmadan önce teşhis etmenin mümkün olabileceği bildirildi.<br />
<br />
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Londra Üniversitesinden bir grup bilim adamının, fareler üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda geliştirdikleri teknikte, fosforlu bir boya kullanılarak göz retinasındaki ölü hücreler tespit ediliyor.<br />
<br />
Bunun, beyin hücrelerinin ölmekte olduğunun da ilk belirtileri arasında yer aldığını kaydeden bilim adamları, insanlar üzerinde olumlu sonuçlar vereceğine inandıkları test üzerinde çalışmayı sürdürüyor.<br />
<br />
Araştırma ekibinin başındaki Francesca Coredeiro, retinanın da beynin bir uzantısı olduğunun sık sık göz ardı edildiğine işaret ederek, "Bu nedenle gelecekte basit bir göz doktoru randevusunun beynin sağlığı ve bunama belirtileri olup olmadığı konusunda ışık tutması hiç de imkansız değil" dedi.<br />
<br />
Testin 3 yıl içinde kullanıma sunulabileceğini belirten Coredeiro, bu teknik sayesinde hastalığın seyrinin de takip edilebileceğini söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cep Telefonu Beyni Alzheimer'dan Korur mu?]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/cep-telefonu-beyni-alzheimer-dan-korur-mu.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:24:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/cep-telefonu-beyni-alzheimer-dan-korur-mu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=292648&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=292648&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
ABD'de fareler üzerinde yapılan bir araştırma, cep telefonlarının, Alzheimer hastalığının bazı etkilerini önleyebileceğini ortaya koydu.<br />
<br />
Güney Florida Üniversitesinde görev yapan Gary Arendash başkanlığındaki bir grup bilim adamı, Alzheimer hastası olacak şekilde genetik değişikliğe uğratılmış farelerin, cep telefonlarının yaydıkları elektromanyetik dalgalara uzun süre maruz kalmalarının ardından, hafıza ve düşünme yeteneklerini ölçen testlerde sağlıklı farelerle aynı başarıyı gösterdiklerini tespit etti.<br />
<br />
Farelere, 7-9 ay boyunca, günde iki saat cep telefonuyla konuşan bir insanın aldığı kadar elektromanyetik dalga veren araştırmacılar, bu sürenin sonunda Alzheimer hastalığının belirleyici özelliklerinden biri olan beta amiloid proteininin toplanmasının durduğunu gözlemledi.<br />
<br />
Cep telefonlarının beyin kanserine neden olduğu konusundaki tartışmaların ardından şaşırtıcı sonuçlar elde eden araştırma ekibinin başındaki Arendash, daha hızlı sonuçlar elde edebilmek ve uygulamayı, insanlar üzerinde denemeye başlayıp başlayamayacaklarını saptamak için deney üzerinde çalıştıklarını söyledi.<br />
<br />
Araştırma ekibinde yer alan Chuanhai Cao da araştırmanın daha çok cep telefonlarının uzun süreli kullanımlarının beyne zarar vermediğinin bir delili olduğunu belirtti.<br />
<br />
Uzmanlar, kesin bir tedavi yöntemi olmayan Alzheimer hastalığı konusunda fareler üzerinde etkili olan birçok yöntemin insanlar üzerinde aynı sonuçları vermediğine dikkati çekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=292648&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=292648&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
ABD'de fareler üzerinde yapılan bir araştırma, cep telefonlarının, Alzheimer hastalığının bazı etkilerini önleyebileceğini ortaya koydu.<br />
<br />
Güney Florida Üniversitesinde görev yapan Gary Arendash başkanlığındaki bir grup bilim adamı, Alzheimer hastası olacak şekilde genetik değişikliğe uğratılmış farelerin, cep telefonlarının yaydıkları elektromanyetik dalgalara uzun süre maruz kalmalarının ardından, hafıza ve düşünme yeteneklerini ölçen testlerde sağlıklı farelerle aynı başarıyı gösterdiklerini tespit etti.<br />
<br />
Farelere, 7-9 ay boyunca, günde iki saat cep telefonuyla konuşan bir insanın aldığı kadar elektromanyetik dalga veren araştırmacılar, bu sürenin sonunda Alzheimer hastalığının belirleyici özelliklerinden biri olan beta amiloid proteininin toplanmasının durduğunu gözlemledi.<br />
<br />
Cep telefonlarının beyin kanserine neden olduğu konusundaki tartışmaların ardından şaşırtıcı sonuçlar elde eden araştırma ekibinin başındaki Arendash, daha hızlı sonuçlar elde edebilmek ve uygulamayı, insanlar üzerinde denemeye başlayıp başlayamayacaklarını saptamak için deney üzerinde çalıştıklarını söyledi.<br />
<br />
Araştırma ekibinde yer alan Chuanhai Cao da araştırmanın daha çok cep telefonlarının uzun süreli kullanımlarının beyne zarar vermediğinin bir delili olduğunu belirtti.<br />
<br />
Uzmanlar, kesin bir tedavi yöntemi olmayan Alzheimer hastalığı konusunda fareler üzerinde etkili olan birçok yöntemin insanlar üzerinde aynı sonuçları vermediğine dikkati çekiyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimer Bağlantılı 2 Yeni Gen Bulundu]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-baglantili-2-yeni-gen-bulundu.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:22:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-baglantili-2-yeni-gen-bulundu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=344155&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=344155&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Alzheimer hastalığında rol oynayan 2 yeni gen belirlendi.<br />
<br />
ABD'nin Boston Üniversitesi'nden Dr. Sudha Seshadri ve ekibi, 2. kromozomda, BIN1 genine, 19. kromozomda da EXOC3L2, BLOC1S3 ve MARK4 gibi genlere yakın 2 genin Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olabileceğini belirtti.<br />
<br />
Bilim adamları, ABD ve Avrupa'dan, 8 binden fazlası Alzheimer'a yakalanan 35 bini aşkın kişinin verilerine dayanarak bu genleri belirlendi.<br />
<br />
Böylece bugüne dek Alzheimer ile bağlantılı olduğu sanılan genlerin sayısı 9'u buldu.<br />
<br />
Araştırmacılara göre, bu genlerin belirlenmesi, gelecek yıllarda Alzheimer hastalığını geciktirmek, hatta önlemek için yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasının yolunu açabilir.<br />
<br />
Konuya ilişkin makale, Amerikan Tıp Birliği'nin dergisinde (JAMA) yayımlandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=344155&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=344155&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
Alzheimer hastalığında rol oynayan 2 yeni gen belirlendi.<br />
<br />
ABD'nin Boston Üniversitesi'nden Dr. Sudha Seshadri ve ekibi, 2. kromozomda, BIN1 genine, 19. kromozomda da EXOC3L2, BLOC1S3 ve MARK4 gibi genlere yakın 2 genin Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olabileceğini belirtti.<br />
<br />
Bilim adamları, ABD ve Avrupa'dan, 8 binden fazlası Alzheimer'a yakalanan 35 bini aşkın kişinin verilerine dayanarak bu genleri belirlendi.<br />
<br />
Böylece bugüne dek Alzheimer ile bağlantılı olduğu sanılan genlerin sayısı 9'u buldu.<br />
<br />
Araştırmacılara göre, bu genlerin belirlenmesi, gelecek yıllarda Alzheimer hastalığını geciktirmek, hatta önlemek için yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasının yolunu açabilir.<br />
<br />
Konuya ilişkin makale, Amerikan Tıp Birliği'nin dergisinde (JAMA) yayımlandı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Clusterin - Alzheimer Bağlantısı]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/clusterin-alzheimer-baglantisi.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:21:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/clusterin-alzheimer-baglantisi.html</guid>
			<description><![CDATA[Bilim adamları kanda "clusterin" adındaki proteinin düzeyinin yüksekliğiyle Alzheimer hastalığının gelişimi arasında bağlantı tespit ettiklerini belirterek, bu bulgunun doktorların hastalığın önceden tespitinin yolunu açabileceğini bildirdi.<br />
<br />
Londra Üniversitesi'nin King's College Psikiyatri Enstitüsünden araştırmacılar, elde edilen bu bulguyla doktorların 5 yılda Alzheimer hastalığına yakalanabilecek olanları tespit edebilecek bir test geliştirebileceklerini kaydetti.<br />
<br />
Hastaların beyninde daha Alzheirmer'ın belirtileri ortaya çıkmadan hemen hemen 10 yıl önce kanda clusterin proteinin yükseldiğinin tespit edildiği belirtilen çalışma, "Archives of General Psychiatry" dergisinde yayımlandı.<br />
<br />
Dünyada yaklaşık 35 milyon kişiyi etkilediği belirtilen, bunamanın (demans) en sık rastlanan türlerinden biri olan Alzheimer hastalığıyla ilgili onlarca yıldır yapılan araştırmalara rağmen hala hastalıkla mücadele için doktorların elinde çok az etkili silah bulunuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilim adamları kanda "clusterin" adındaki proteinin düzeyinin yüksekliğiyle Alzheimer hastalığının gelişimi arasında bağlantı tespit ettiklerini belirterek, bu bulgunun doktorların hastalığın önceden tespitinin yolunu açabileceğini bildirdi.<br />
<br />
Londra Üniversitesi'nin King's College Psikiyatri Enstitüsünden araştırmacılar, elde edilen bu bulguyla doktorların 5 yılda Alzheimer hastalığına yakalanabilecek olanları tespit edebilecek bir test geliştirebileceklerini kaydetti.<br />
<br />
Hastaların beyninde daha Alzheirmer'ın belirtileri ortaya çıkmadan hemen hemen 10 yıl önce kanda clusterin proteinin yükseldiğinin tespit edildiği belirtilen çalışma, "Archives of General Psychiatry" dergisinde yayımlandı.<br />
<br />
Dünyada yaklaşık 35 milyon kişiyi etkilediği belirtilen, bunamanın (demans) en sık rastlanan türlerinden biri olan Alzheimer hastalığıyla ilgili onlarca yıldır yapılan araştırmalara rağmen hala hastalıkla mücadele için doktorların elinde çok az etkili silah bulunuyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimera Karşı Yeni Silah B Vitamini]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimera-karsi-yeni-silah-b-vitamini.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:20:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimera-karsi-yeni-silah-b-vitamini.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=383249&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=383249&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
B vitamini haplarının yaşlılarda görülen alzheimer hastalığını yavaşlatabilidiği, hatta tamamen durdurduğu belirlendi.<br />
<br />
(Metin Güneş / CNN TÜRK / Londra) -- İngiltere’de yapılan araştırlamalarda elde edilen bu sonuç alzheimer hastalığıyla savaşta bir çığır olarak nitelendiriliyor.<br />
<br />
Araştırmada yüksek dozlarda alınan B vitaminin beynin büzüşüp küçülmesini yarı yarıya azalttığı belirlendi.<br />
<br />
Yaşlılarda beynin büzüşüp küçülmesi hafıza kaybına ve bunamaya yol açıyor.<br />
<br />
B vitamininin etkileri o kadar çarpıcı oldu ki, araştırmayı yapan bilim insanları bunun hastalığın tedavisinde bir devrim olabileceğini söylüyorlar.<br />
<br />
Beynin büzüşmesi ya da atrofi yaşlanmanın doğal bir sonucu olup, kognitif yetersizlik ve alzheimer gibi hastalığa yakalananlarda daha hızlı ileriliyor.<br />
<br />
Oxford Üniversitesi bilim insanları 168 kişi üzerinde yapttıkları denemelerde her gün yüksek dozda üç adet B vitamini almanın bunamayla ilgili beyin büzüşmesini yüzde 53 oranında azalttığını belirlediler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=383249&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=383249&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/></div>
B vitamini haplarının yaşlılarda görülen alzheimer hastalığını yavaşlatabilidiği, hatta tamamen durdurduğu belirlendi.<br />
<br />
(Metin Güneş / CNN TÜRK / Londra) -- İngiltere’de yapılan araştırlamalarda elde edilen bu sonuç alzheimer hastalığıyla savaşta bir çığır olarak nitelendiriliyor.<br />
<br />
Araştırmada yüksek dozlarda alınan B vitaminin beynin büzüşüp küçülmesini yarı yarıya azalttığı belirlendi.<br />
<br />
Yaşlılarda beynin büzüşüp küçülmesi hafıza kaybına ve bunamaya yol açıyor.<br />
<br />
B vitamininin etkileri o kadar çarpıcı oldu ki, araştırmayı yapan bilim insanları bunun hastalığın tedavisinde bir devrim olabileceğini söylüyorlar.<br />
<br />
Beynin büzüşmesi ya da atrofi yaşlanmanın doğal bir sonucu olup, kognitif yetersizlik ve alzheimer gibi hastalığa yakalananlarda daha hızlı ileriliyor.<br />
<br />
Oxford Üniversitesi bilim insanları 168 kişi üzerinde yapttıkları denemelerde her gün yüksek dozda üç adet B vitamini almanın bunamayla ilgili beyin büzüşmesini yüzde 53 oranında azalttığını belirlediler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimer'a Karşı İki Dil Zırhı]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-a-karsi-iki-dil-zirhi.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:19:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-a-karsi-iki-dil-zirhi.html</guid>
			<description><![CDATA[Bilim adamları iki dil konuşan çocukların daha az kafa karışıklığı ile karşılaştığını, ilerleyen yaşlarda Alzheimer hastalığına yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu açıkladı.<br />
<br />
Amerikalı bilim adamı ve yazar Prof. Jared Diamond, İki dil konuşanlar üzerinde son yıllarda yapılan farklı araştırmaları değerlendirirken vardıkları sonuçları bilim dergisi “Science"da kaleme aldı.<br />
<br />
Araştırmada, küresel düzeyde iki ya da daha fazla dil konuşan insanların sadece bir dil konuşanlardan daha çok olduğu belirtildi. 1960'lı yıllara kadar yapılan araştırmalarda iki dil konuşan çocukların, başka dilleri daha yavaş öğrendiği sonucuna varıldığı halde, 12'inci dili öğrenmeye çalışan Prof.Dr. Diamond, bu inanışın yanlış olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Prof. Diamond son yıllarda yapılan araştırmalarda bir ya da iki dil bilen çocuklar arasında bilişsel ve dil öğrenimi alanlarında büyük bir fark olmadığını belirtti. Prof. Diamond'a göre iki dil bilen çocukların daha avantajlı olduğu bazı alanlar da bulunuyor. Prof. Diamond, Agnes Kovacs ve Jacques Mehler'in araştırmalarında, anne ve babaları farklı diller konuşan çocuklarla bir dil konuşan çocukların verdikleri tepkileri kıyasladı.<br />
<br />
Çalışmada 'iki dilli' çocukların değişikliklere daha kolay adapte olduğu sonucuna varıldı.<br />
<br />
Prof. Diamond, bir bebeğin 3 aylıktan itibaren İtalyanca’ya tepki verip Çince konuşan annesini görmezden gelmeyi öğrendiğini anne konuşmaya başlayınca Çince’ye odaklanıp İtalyanca’yı görmezden geldiğini anlattı. Amerikalı bilim adamı “İki dil duyan bebek bir şey üzerine odaklanmayı hepimizden önce öğreniyor' dedi.<br />
<br />
Kanada'da yapılan bir araştırmada ise, birden fazla dil konuşan çocukların ileride, Alzheimer da dahil olmak üzere bunama yaratan hastalıklara yakalanma riski daha düşük çıktı. Bunama ile karşılaşan yaşlılar üzerinde yapılan çalışmada, birden fazla dil konuşan hastalarda bunama belirtilerinin, bir dil konuşanlara kıyasla dört yıl daha geç görüldüğü anlaşıldı.<br />
<br />
Araştırmacılar bu durumu, iki dil konuşanların yaptığı beyin egzersizlerinin bu belirtileri geciktirmesiyle açıkladı.<br />
<br />
Prof. Diamond, 'Beş dil konuşan İsveçli bir tezgahtar olduğunuzu düşünün. Alzheimer'a karşı 25 yıl korunabilirsiniz. Yani 102 yaşına kadar bu hastalığa yakalanmayabilirsiniz. Yani hiç Alzheimer olmayabilirsiniz' dedi. Ancak Profesör Diamond bu birkaç araştırmayla kesin sonuçlara varmanın mümkün olmadığını da ekledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilim adamları iki dil konuşan çocukların daha az kafa karışıklığı ile karşılaştığını, ilerleyen yaşlarda Alzheimer hastalığına yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu açıkladı.<br />
<br />
Amerikalı bilim adamı ve yazar Prof. Jared Diamond, İki dil konuşanlar üzerinde son yıllarda yapılan farklı araştırmaları değerlendirirken vardıkları sonuçları bilim dergisi “Science"da kaleme aldı.<br />
<br />
Araştırmada, küresel düzeyde iki ya da daha fazla dil konuşan insanların sadece bir dil konuşanlardan daha çok olduğu belirtildi. 1960'lı yıllara kadar yapılan araştırmalarda iki dil konuşan çocukların, başka dilleri daha yavaş öğrendiği sonucuna varıldığı halde, 12'inci dili öğrenmeye çalışan Prof.Dr. Diamond, bu inanışın yanlış olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Prof. Diamond son yıllarda yapılan araştırmalarda bir ya da iki dil bilen çocuklar arasında bilişsel ve dil öğrenimi alanlarında büyük bir fark olmadığını belirtti. Prof. Diamond'a göre iki dil bilen çocukların daha avantajlı olduğu bazı alanlar da bulunuyor. Prof. Diamond, Agnes Kovacs ve Jacques Mehler'in araştırmalarında, anne ve babaları farklı diller konuşan çocuklarla bir dil konuşan çocukların verdikleri tepkileri kıyasladı.<br />
<br />
Çalışmada 'iki dilli' çocukların değişikliklere daha kolay adapte olduğu sonucuna varıldı.<br />
<br />
Prof. Diamond, bir bebeğin 3 aylıktan itibaren İtalyanca’ya tepki verip Çince konuşan annesini görmezden gelmeyi öğrendiğini anne konuşmaya başlayınca Çince’ye odaklanıp İtalyanca’yı görmezden geldiğini anlattı. Amerikalı bilim adamı “İki dil duyan bebek bir şey üzerine odaklanmayı hepimizden önce öğreniyor' dedi.<br />
<br />
Kanada'da yapılan bir araştırmada ise, birden fazla dil konuşan çocukların ileride, Alzheimer da dahil olmak üzere bunama yaratan hastalıklara yakalanma riski daha düşük çıktı. Bunama ile karşılaşan yaşlılar üzerinde yapılan çalışmada, birden fazla dil konuşan hastalarda bunama belirtilerinin, bir dil konuşanlara kıyasla dört yıl daha geç görüldüğü anlaşıldı.<br />
<br />
Araştırmacılar bu durumu, iki dil konuşanların yaptığı beyin egzersizlerinin bu belirtileri geciktirmesiyle açıkladı.<br />
<br />
Prof. Diamond, 'Beş dil konuşan İsveçli bir tezgahtar olduğunuzu düşünün. Alzheimer'a karşı 25 yıl korunabilirsiniz. Yani 102 yaşına kadar bu hastalığa yakalanmayabilirsiniz. Yani hiç Alzheimer olmayabilirsiniz' dedi. Ancak Profesör Diamond bu birkaç araştırmayla kesin sonuçlara varmanın mümkün olmadığını da ekledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alzheimer Tedavisinde Yeni Umut]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:13:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=413372&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=413372&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/>Alzaymır hastalığıyla bağlantılı bir proteinin beyinden atılamaması sürecinin yıllar önce başladığının anlaşılması, bu hastalığın üzerindeki sır perdesinin biraz daha kalkmasını ve tedavisi için yeni bir umut doğmasını sağladı.<br />
<br />
Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, insan beyninin olağan olarak ürettiği amyloid beta proteini, yine olağan biçimde beyinden uzaklaştırılıyor, ancak alzaymır hastalarında bu konuda sorun ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Araştırma, alzaymır hastalarının beyinlerinin bu proteinleri neden biriktirdiklerinin anlaşılmasını ve ilaç firmalarının bununla ilgili bir ilaç üretmelerini sağlayabilecek.<br />
<br />
Araştırmayı yapan ekipten, Washington Üniversitesi mensubu Dr. Randall Bateman, telefonla yaptığı açıklamada, alzaymır hastalığı taşıyan kişilerin beyinlerinde amyloid beta'nın oldukça çok miktarlarda bulunduğunun bilindiğini belirterek, hastalığa sahip kişilerin beyinlerinde, bu proteinin, normal kişilerin beyinlerindekine göre 100 ila 1000 kat fazla olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Bateman, "burada soru, bu miktarda proteinin nasıl olup da birikebildiğidir" dedi.<br />
<br />
Araştırma ekibinin, alzaymır hastası 12 kişiyle, hasta olmayan 12 kişiyi karşılaştırdığını belirten Bateman, her iki grubun beyinlerinin de amyloid beta proteinini aynı oranda ürettiğini, ancak hasta kişilerin beyinlerinin bu proteini, normal kişilerin beyinlerine oranla yüzde 30 daha az temizleyebildiğini belirlediklerini ifade etti.<br />
<br />
Bateman, "sanıyorum bu da bize, alzaymır hastalığındaki tersliğin ana mekanizmasını gösteriyor" diye konuştu.<br />
<br />
Söz konusu proteinin beyinden temizlenmesinin azalma sürecinin başlaması, hastalığın da başlangıcı olarak alınırsa, alzaymır beyindeki mental bozulmaya yol açmadan yaklaşık 10 sene önce ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Betaman, beyinde bozulmanın başlaması öncesindeki bu uzun sürenin, aynı zamanda, beyindeki amyloid beta miktarının dış müdahaleyle temizlenebilmesi, dolayısıyla hastalığın sonuçlarının ortaya çıkmasının geciktirilmesi için de yeteri kadar uzun bir süre olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Yapılan bir çok araştırma, bu proteinin beyinden temizlenmesini sağlayamamıştı çünkü bu araştırmalarda hastalığa ilerlemiş halinde müdahale edilmeye çalışılmıştı. Şimdi, proteinin temizlenmesinin azalma süreci başlar başlamaz bunu tersine çevirecek bir ilaç üzerinde yoğunlaşılabilecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=413372&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" border="0" alt="[Resim: file.ashx?FileID=413372&amp;amp;Width=29...hite=False]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br/>Alzaymır hastalığıyla bağlantılı bir proteinin beyinden atılamaması sürecinin yıllar önce başladığının anlaşılması, bu hastalığın üzerindeki sır perdesinin biraz daha kalkmasını ve tedavisi için yeni bir umut doğmasını sağladı.<br />
<br />
Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, insan beyninin olağan olarak ürettiği amyloid beta proteini, yine olağan biçimde beyinden uzaklaştırılıyor, ancak alzaymır hastalarında bu konuda sorun ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Araştırma, alzaymır hastalarının beyinlerinin bu proteinleri neden biriktirdiklerinin anlaşılmasını ve ilaç firmalarının bununla ilgili bir ilaç üretmelerini sağlayabilecek.<br />
<br />
Araştırmayı yapan ekipten, Washington Üniversitesi mensubu Dr. Randall Bateman, telefonla yaptığı açıklamada, alzaymır hastalığı taşıyan kişilerin beyinlerinde amyloid beta'nın oldukça çok miktarlarda bulunduğunun bilindiğini belirterek, hastalığa sahip kişilerin beyinlerinde, bu proteinin, normal kişilerin beyinlerindekine göre 100 ila 1000 kat fazla olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Bateman, "burada soru, bu miktarda proteinin nasıl olup da birikebildiğidir" dedi.<br />
<br />
Araştırma ekibinin, alzaymır hastası 12 kişiyle, hasta olmayan 12 kişiyi karşılaştırdığını belirten Bateman, her iki grubun beyinlerinin de amyloid beta proteinini aynı oranda ürettiğini, ancak hasta kişilerin beyinlerinin bu proteini, normal kişilerin beyinlerine oranla yüzde 30 daha az temizleyebildiğini belirlediklerini ifade etti.<br />
<br />
Bateman, "sanıyorum bu da bize, alzaymır hastalığındaki tersliğin ana mekanizmasını gösteriyor" diye konuştu.<br />
<br />
Söz konusu proteinin beyinden temizlenmesinin azalma sürecinin başlaması, hastalığın da başlangıcı olarak alınırsa, alzaymır beyindeki mental bozulmaya yol açmadan yaklaşık 10 sene önce ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Betaman, beyinde bozulmanın başlaması öncesindeki bu uzun sürenin, aynı zamanda, beyindeki amyloid beta miktarının dış müdahaleyle temizlenebilmesi, dolayısıyla hastalığın sonuçlarının ortaya çıkmasının geciktirilmesi için de yeteri kadar uzun bir süre olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Yapılan bir çok araştırma, bu proteinin beyinden temizlenmesini sağlayamamıştı çünkü bu araştırmalarda hastalığa ilerlemiş halinde müdahale edilmeye çalışılmıştı. Şimdi, proteinin temizlenmesinin azalma süreci başlar başlamaz bunu tersine çevirecek bir ilaç üzerinde yoğunlaşılabilecek.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Obezite ile savaş yöntemleri Alzheimer tedavisi için yararlı olabilir mi?]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/obezite-ile-savas-yontemleri-alzheimer-tedavisi-icin-yararli-olabilir-mi.html</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 09:13:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/obezite-ile-savas-yontemleri-alzheimer-tedavisi-icin-yararli-olabilir-mi.html</guid>
			<description><![CDATA[Obezite ile savaşmak için uygulanan cerrahi yöntemler Alzheimer hastalığının gelişimini önleme de yararlı olabilir mi? Obezite ve Şeker hastalığı Alzheimer hastalığı riskini artırabilir. Gastrik bypass uygulanan şeker hastalığı da olan morbid obez kişilerde, kilo verilmesiyle birlikte hem şeker hastalığında iyiye gidiş hem de Alzheimer hastalığı ile ilgili genetik riskleri yansıtan bazı ölçümlerde azalma görülmüş.<br />
<br />
<br />
<blockquote><cite>Alıntı:</cite><span style="font-weight: bold;">Weight Loss After Gastric Bypass Surgery Reduces Expression of Alzheimer’s Genes</span><br />
<br />
Released: 6/5/2011 8:00 AM EDT <br />
Embargo expired: 6/5/2011 11:15 AM EDT	<br />
Source: Endocrine Society<br />
<br />
Newswise — Obesity is a risk factor for Alzheimer’s disease, but weight loss due to bariatric surgery may reduce the risk of this common dementia, a new study suggests. The results will be presented Sunday at The Endocrine Society’s 93rd Annual Meeting in Boston.<br />
“Our study shows for the first time that weight loss resulting from bariatric surgery leads to a reduction in the expression of genes related to Alzheimer’s disease,” said the study’s main author, Paresh Dandona, MD, PhD, professor at State University of New York (SUNY) at Buffalo.<br />
Past research has shown that obesity and Type 2 diabetes increase the chance of getting Alzheimer’s disease. In this study, 15 morbidly obese patients with Type 2 diabetes had Roux-en-Y gastric bypass surgery and lost nearly 86 pounds, on average, over six months. The patients gave blood samples before surgery and six months later.<br />
Dandona and co-workers recently found that white blood cells in the circulating blood, called peripheral blood mononuclear cells, express amyloid precursor protein. This APP is the precursor of beta-amyloid, protein pieces that form plaques in the brain, one of the key brain abnormalities in Alzheimer’s disease.<br />
In this study, the researchers measured the expression of APP, and it fell by 22 percent after weight loss. Expression of the messenger RNA that carries genetic information for APP decreased by an average of 31 percent, the data showed.<br />
After weight loss there also was reduced expression in other genes related to risk of Alzheimer’s disease, according to the authors. They included the presenilin-2 gene, which mediates the conversion of APP into beta-amyloid. Also reduced in expression was the gene for an enzyme known as glycogen synthase kinase-3-beta (GSK-3-beta), which phosphorylates, or abnormally modifies, tau protein to form the neurofibrillary tangles in the brains of people with Alzheimer’s disease. Tangles are a main suspect in the death of nerve cells in this disease.<br />
Dandona said that their clinical study cannot prove that these effects are also occurring in the brain. If it is true, he said, “this may have implications for the treatment of Alzheimer’s disease.”<br />
“It is relevant that cognitive function has previously been shown to improve with weight loss following bariatric surgery,” Dandona said.<br />
Also, inflammation is another brain abnormality seen in Alzheimer’s disease, and in this study, the gene expression changes paralleled the reductions in the blood of mediators of inflammation, he said.<br />
Funding for this study came from the National Institutes of Health and the American Diabetes Association. The genetic testing for APP is not yet commercially available, Dandona said.</blockquote>
<br />
Kaynak : <a href="http://www.newswise.com/articles/view/577454/?sc=dwhr&amp;xy=5028880" target="_blank">http://www.newswise.com/articles/view/57...xy=5028880</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Obezite ile savaşmak için uygulanan cerrahi yöntemler Alzheimer hastalığının gelişimini önleme de yararlı olabilir mi? Obezite ve Şeker hastalığı Alzheimer hastalığı riskini artırabilir. Gastrik bypass uygulanan şeker hastalığı da olan morbid obez kişilerde, kilo verilmesiyle birlikte hem şeker hastalığında iyiye gidiş hem de Alzheimer hastalığı ile ilgili genetik riskleri yansıtan bazı ölçümlerde azalma görülmüş.<br />
<br />
<br />
<blockquote><cite>Alıntı:</cite><span style="font-weight: bold;">Weight Loss After Gastric Bypass Surgery Reduces Expression of Alzheimer’s Genes</span><br />
<br />
Released: 6/5/2011 8:00 AM EDT <br />
Embargo expired: 6/5/2011 11:15 AM EDT	<br />
Source: Endocrine Society<br />
<br />
Newswise — Obesity is a risk factor for Alzheimer’s disease, but weight loss due to bariatric surgery may reduce the risk of this common dementia, a new study suggests. The results will be presented Sunday at The Endocrine Society’s 93rd Annual Meeting in Boston.<br />
“Our study shows for the first time that weight loss resulting from bariatric surgery leads to a reduction in the expression of genes related to Alzheimer’s disease,” said the study’s main author, Paresh Dandona, MD, PhD, professor at State University of New York (SUNY) at Buffalo.<br />
Past research has shown that obesity and Type 2 diabetes increase the chance of getting Alzheimer’s disease. In this study, 15 morbidly obese patients with Type 2 diabetes had Roux-en-Y gastric bypass surgery and lost nearly 86 pounds, on average, over six months. The patients gave blood samples before surgery and six months later.<br />
Dandona and co-workers recently found that white blood cells in the circulating blood, called peripheral blood mononuclear cells, express amyloid precursor protein. This APP is the precursor of beta-amyloid, protein pieces that form plaques in the brain, one of the key brain abnormalities in Alzheimer’s disease.<br />
In this study, the researchers measured the expression of APP, and it fell by 22 percent after weight loss. Expression of the messenger RNA that carries genetic information for APP decreased by an average of 31 percent, the data showed.<br />
After weight loss there also was reduced expression in other genes related to risk of Alzheimer’s disease, according to the authors. They included the presenilin-2 gene, which mediates the conversion of APP into beta-amyloid. Also reduced in expression was the gene for an enzyme known as glycogen synthase kinase-3-beta (GSK-3-beta), which phosphorylates, or abnormally modifies, tau protein to form the neurofibrillary tangles in the brains of people with Alzheimer’s disease. Tangles are a main suspect in the death of nerve cells in this disease.<br />
Dandona said that their clinical study cannot prove that these effects are also occurring in the brain. If it is true, he said, “this may have implications for the treatment of Alzheimer’s disease.”<br />
“It is relevant that cognitive function has previously been shown to improve with weight loss following bariatric surgery,” Dandona said.<br />
Also, inflammation is another brain abnormality seen in Alzheimer’s disease, and in this study, the gene expression changes paralleled the reductions in the blood of mediators of inflammation, he said.<br />
Funding for this study came from the National Institutes of Health and the American Diabetes Association. The genetic testing for APP is not yet commercially available, Dandona said.</blockquote>
<br />
Kaynak : <a href="http://www.newswise.com/articles/view/577454/?sc=dwhr&amp;xy=5028880" target="_blank">http://www.newswise.com/articles/view/57...xy=5028880</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beslenme tarzı Alzheimer hastalığına etkili mi?]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/beslenme-tarzi-alzheimer-hastaligina-etkili-mi.html</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 09:09:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/beslenme-tarzi-alzheimer-hastaligina-etkili-mi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Beslenme tarzı Alzheimer hastalığına etkili mi? </span><br />
<br />
Yeni bir araştırma dört hafta süreyle sağlıklı yağlar ve düşük glisemik endeksli gıdalarla beslenen yaşlı erişkinlerde beyni omurilik sıvısında Alzheimer hastalığının işaretleyicilerinden biri olan f β-amyloid 42'nin düştüğünü gösterdi. <br />
<br />
<br />
<blockquote><cite>Alıntı:</cite>June 17, 2011 — Results of a new study provide more evidence that diet may modulate the risk for Alzheimer's disease.<br />
<br />
In a 4-week diet intervention study, healthy cognitively intact older adults who stuck to a low-saturated-fat, low-glycemic-index diet experienced decreases in cerebrospinal fluid (CSF) levels of β-amyloid 42, a biomarker of Alzheimer's disease risk.<br />
<br />
But in a group of older adults with amnestic mild cognitive impairment (aMCI), the healthy diet had the opposite effect, raising CSF levels of this protein.<br />
<br />
These observations "made sense to us," Suzanne Craft, PhD, of the Veterans Affairs Puget Sound Health Care System in Seattle, Washington, who worked on the study, told Medscape Medical News.<br />
<br />
<br />
Dr. Suzanne Craft<br />
"That's because in patients with Alzheimer's disease," she explained, "β-amyloid 42 sticks in the brain and so levels are lower in the CSF, and something that is going to reverse that process is going to raise levels in the spinal fluid."<br />
<br />
"But for a healthy adult," she said, "it looks like levels get higher and higher over the course of life until, for some people, they reach a tipping point where [β-amyloid 42] begins to stick in the brain. In healthy adults, having levels decrease is actually a healthy pattern."<br />
<br />
"It looks like a healthy diet that contains a lot of fruits and vegetables and healthy fats would be important for people who have Alzheimer's disease or conditions that put them at risk for developing Alzheimer's disease," Dr. Craft said.<br />
<br />
The study appears in the June issue of the Archives of Neurology.<br />
<br />
Mounting Evidence That Diet Matters to the Brain<br />
<br />
There is a "fair amount" of evidence starting to accrue in the epidemiologic literature looking at what patterns of diet seem to both be protective and alternatively place someone at greater risk for Alzheimer's disease, Dr. Craft noted.<br />
<br />
"That evidence," she said, "is suggesting that a diet like the Mediterranean diet seems to have a protective effect and a diet that has a lot of saturated fat and sugar seems to place you at greater risk."<br />
<br />
"Those studies are very important for setting the stage, but what's different about our study is that we actually placed people on a very specific diet and provided every piece of food that they ate for an entire month," the researcher said.<br />
<br />
The high-saturated-fat/high-glycemic-index diet included 45% fat (25% saturated fat), 35% to 40% carbohydrates (glycemic index &gt; 70), and 15% to 20% protein. The low-saturated-fat/low-glycemic-index diet included 25% fat (&lt; 7% saturated fat), 55% to 60% carbohydrates (glycemic index &lt; 55), and 15% to 20% protein.<br />
<br />
Participants included 20 healthy adults with a mean age of 69.3 years and 29 adults with aMCI and a mean age of 67.6 years. For 4 weeks, 24 participants followed the high-fat diet (9 healthy adults and 15 with aMCI) and 25 followed the low-fat diet (11 healthy adults and 14 with aMCI).<br />
<br />
The number of times participants were nonadherent to their assigned diet was "small and comparable among groups," the authors note. The mean nonadherent incidents per week ranged from 1.23 to 1.80 per group.<br />
<br />
Effects on β-amyloid "Striking"<br />
<br />
As expected, in both groups, the high-fat diet produced unhealthy changes in serum cholesterol and insulin profiles, while the low-fat diet produced healthy changes in these measures.<br />
<br />
Notably, the investigators say, the 4-week diet intervention had "striking effects" on β-amyloid 42 concentrations in CSF, the primary outcome measure, and the effects differed by diet and by cognitive status.<br />
<br />
In the healthy adults, the high-fat diet increased CSF β-amyloid 42 levels, essentially moving them "in a direction that may characterize a presymptomatic stage of Alzheimer's disease before plaque deposition," the investigators note in their report. The high-fat diet also increased concentrations of the oxidative stress marker F2-isoprostane and lowered insulin levels.<br />
<br />
Conversely, in the participants with aMCI, β-amyloid 42 levels were nearly unchanged by the high-fat diet, "possibly because more extreme intervention is needed to exacerbate already-extant pathologic processes," the investigators suggest.<br />
<br />
The low-fat diet had beneficial effects in both the healthy participants and the participants with aMCI.<br />
<br />
In the aMCI group, it increased β-amyloid 42 concentrations in the CSF, contrary to the pathologic pattern of lowered CSF β-amyloid 42 typically observed in Alzheimer's disease.<br />
<br />
In the healthy adults, the healthy diet decreased CSF β-amyloid 42 levels, which may help move them away from the "tipping point" that corresponds with the start of β-amyloid brain deposition, leading eventually to cognitive impairment.<br />
<br />
In both groups, the low-fat diet reduced F2-isoprostane concentrations; increased apolipoprotein E, which aids with β-amyloid clearance; and was associated with improved delayed memory, a hallmark cognitive deficit in aMCI and Alzheimer's disease.<br />
<br />
In their paper, the researchers say their study provides "converging support" for recent epidemiologic investigations of dietary patterns and Alzheimer's disease risk.<br />
<br />
The results, they conclude, support further investigation into the "possibility that consumption of a diet high in saturated fat and simple carbohydrates may contribute to pathologic processes in the brain that increase the risk of Alzheimer's disease, while a diet low in saturated fat and simple carbohydrates may offer protection against dementia and enhance brain health."<br />
<br />
The study was supported by grants from the National Institute on Aging and by funding from the Nancy and Buster Alvord Endowment. The authors have no disclosed no relevant financial relationships.<br />
<br />
Arch Neurol. 2011;68:743-752. Abstract</blockquote>
<br />
Kaynak : <a href="http://www.medscape.com/viewarticle/744818" target="_blank">http://www.medscape.com/viewarticle/744818</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Beslenme tarzı Alzheimer hastalığına etkili mi? </span><br />
<br />
Yeni bir araştırma dört hafta süreyle sağlıklı yağlar ve düşük glisemik endeksli gıdalarla beslenen yaşlı erişkinlerde beyni omurilik sıvısında Alzheimer hastalığının işaretleyicilerinden biri olan f β-amyloid 42'nin düştüğünü gösterdi. <br />
<br />
<br />
<blockquote><cite>Alıntı:</cite>June 17, 2011 — Results of a new study provide more evidence that diet may modulate the risk for Alzheimer's disease.<br />
<br />
In a 4-week diet intervention study, healthy cognitively intact older adults who stuck to a low-saturated-fat, low-glycemic-index diet experienced decreases in cerebrospinal fluid (CSF) levels of β-amyloid 42, a biomarker of Alzheimer's disease risk.<br />
<br />
But in a group of older adults with amnestic mild cognitive impairment (aMCI), the healthy diet had the opposite effect, raising CSF levels of this protein.<br />
<br />
These observations "made sense to us," Suzanne Craft, PhD, of the Veterans Affairs Puget Sound Health Care System in Seattle, Washington, who worked on the study, told Medscape Medical News.<br />
<br />
<br />
Dr. Suzanne Craft<br />
"That's because in patients with Alzheimer's disease," she explained, "β-amyloid 42 sticks in the brain and so levels are lower in the CSF, and something that is going to reverse that process is going to raise levels in the spinal fluid."<br />
<br />
"But for a healthy adult," she said, "it looks like levels get higher and higher over the course of life until, for some people, they reach a tipping point where [β-amyloid 42] begins to stick in the brain. In healthy adults, having levels decrease is actually a healthy pattern."<br />
<br />
"It looks like a healthy diet that contains a lot of fruits and vegetables and healthy fats would be important for people who have Alzheimer's disease or conditions that put them at risk for developing Alzheimer's disease," Dr. Craft said.<br />
<br />
The study appears in the June issue of the Archives of Neurology.<br />
<br />
Mounting Evidence That Diet Matters to the Brain<br />
<br />
There is a "fair amount" of evidence starting to accrue in the epidemiologic literature looking at what patterns of diet seem to both be protective and alternatively place someone at greater risk for Alzheimer's disease, Dr. Craft noted.<br />
<br />
"That evidence," she said, "is suggesting that a diet like the Mediterranean diet seems to have a protective effect and a diet that has a lot of saturated fat and sugar seems to place you at greater risk."<br />
<br />
"Those studies are very important for setting the stage, but what's different about our study is that we actually placed people on a very specific diet and provided every piece of food that they ate for an entire month," the researcher said.<br />
<br />
The high-saturated-fat/high-glycemic-index diet included 45% fat (25% saturated fat), 35% to 40% carbohydrates (glycemic index &gt; 70), and 15% to 20% protein. The low-saturated-fat/low-glycemic-index diet included 25% fat (&lt; 7% saturated fat), 55% to 60% carbohydrates (glycemic index &lt; 55), and 15% to 20% protein.<br />
<br />
Participants included 20 healthy adults with a mean age of 69.3 years and 29 adults with aMCI and a mean age of 67.6 years. For 4 weeks, 24 participants followed the high-fat diet (9 healthy adults and 15 with aMCI) and 25 followed the low-fat diet (11 healthy adults and 14 with aMCI).<br />
<br />
The number of times participants were nonadherent to their assigned diet was "small and comparable among groups," the authors note. The mean nonadherent incidents per week ranged from 1.23 to 1.80 per group.<br />
<br />
Effects on β-amyloid "Striking"<br />
<br />
As expected, in both groups, the high-fat diet produced unhealthy changes in serum cholesterol and insulin profiles, while the low-fat diet produced healthy changes in these measures.<br />
<br />
Notably, the investigators say, the 4-week diet intervention had "striking effects" on β-amyloid 42 concentrations in CSF, the primary outcome measure, and the effects differed by diet and by cognitive status.<br />
<br />
In the healthy adults, the high-fat diet increased CSF β-amyloid 42 levels, essentially moving them "in a direction that may characterize a presymptomatic stage of Alzheimer's disease before plaque deposition," the investigators note in their report. The high-fat diet also increased concentrations of the oxidative stress marker F2-isoprostane and lowered insulin levels.<br />
<br />
Conversely, in the participants with aMCI, β-amyloid 42 levels were nearly unchanged by the high-fat diet, "possibly because more extreme intervention is needed to exacerbate already-extant pathologic processes," the investigators suggest.<br />
<br />
The low-fat diet had beneficial effects in both the healthy participants and the participants with aMCI.<br />
<br />
In the aMCI group, it increased β-amyloid 42 concentrations in the CSF, contrary to the pathologic pattern of lowered CSF β-amyloid 42 typically observed in Alzheimer's disease.<br />
<br />
In the healthy adults, the healthy diet decreased CSF β-amyloid 42 levels, which may help move them away from the "tipping point" that corresponds with the start of β-amyloid brain deposition, leading eventually to cognitive impairment.<br />
<br />
In both groups, the low-fat diet reduced F2-isoprostane concentrations; increased apolipoprotein E, which aids with β-amyloid clearance; and was associated with improved delayed memory, a hallmark cognitive deficit in aMCI and Alzheimer's disease.<br />
<br />
In their paper, the researchers say their study provides "converging support" for recent epidemiologic investigations of dietary patterns and Alzheimer's disease risk.<br />
<br />
The results, they conclude, support further investigation into the "possibility that consumption of a diet high in saturated fat and simple carbohydrates may contribute to pathologic processes in the brain that increase the risk of Alzheimer's disease, while a diet low in saturated fat and simple carbohydrates may offer protection against dementia and enhance brain health."<br />
<br />
The study was supported by grants from the National Institute on Aging and by funding from the Nancy and Buster Alvord Endowment. The authors have no disclosed no relevant financial relationships.<br />
<br />
Arch Neurol. 2011;68:743-752. Abstract</blockquote>
<br />
Kaynak : <a href="http://www.medscape.com/viewarticle/744818" target="_blank">http://www.medscape.com/viewarticle/744818</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Haberiniz var mı?]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/haberiniz-var-mi.html</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 09:02:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/haberiniz-var-mi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-weight: bold;">Haberiniz var mı? 4 Ağustos 2011'de sadece muayenehanesinde çalışan hekimlerin de muayenehanelerini kapatmak istiyorlar!</span><br />
<br />
<br />
SAGLIK BAKANLIĞI YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİKLERİYLE MUAYENEHANELERİ VE LABORATUVARLARI KAPANMAYA ZORLUYOR<br />
 <br />
1) 3 yil içinde 8 kez yönetmelik degistirdiler, bunlarin bir kisminda danistay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ertesi gün yenisini çıkardılar.<br />
2) Esas amaçları, devlette çalısan ve ayni zamanda muayenehanesi olan hekimlerin muayenehanelerini kapatmaktır, ancak yasa anayasa mahkemesinden dondu, bakanlik da bunun uzerine imkansizi isteyen bir dizi fiziki ve mimari koşul getirerek, muayenehane ve laboratuvarlari fiilen kapanmaya zorlamakta.<br />
3) Tabii bunu butun muayenehaneler icin getirdiğinden, bu işle hiç alakası olmayan, ve geçimlerini sadece muayenehaneleri üzerinden sağlayan, kamuyla ilşkisiz binlerce hekimin de muayenehaneleri kapanma tehdidi altinda.<br />
4) 4 Ağustos 2011 tarihinde, eger yonetmelik geri çekilmez ya da değiştirilmezse, binlerce muayenehane hekimi ve çalisani issiz birakilacak.<br />
5) Anayasal çalişma ozgurluğu ve hakki , mesleklerini serbest olarak icra etme hakki, doktorlarin elinden alinmaktadir. Hastalarımızın insanca, gereken sürelerde (devlette 5, ozel hastanede 15 dak olan muayene suresi muayenehanede en az 30 dakikadır) istedigi doktoru ozgurce secerek uygar bir saglik hizmeti almasi engellenmektedir.<br />
6) Doktorları, tekellesen ozel hastane zincirlerinin patronlarina ucuz isgucu olarak sunmak istiyorlar, serbest calismalarini kisitlayarak, ozel hastaneler ve devlet karsisinda, doktorlarin pazarlik gucunu ortadan kaldirmak istiyorlar, yakin zamanda tum kamu hastanelerini ozellestirmek amacındalar, bu hastanelere ucuz isgucu lazim.<br />
7) Bu yonetmelik bir dizi sacmalik ve mantiksizlikla doludur. Ornegin, iki veya daha cok hekimin birlikte muayenehanede çalışmalarına izin vermemektedir. Neden diye sordugunuzda bir cevap verememektedirler. Amacin maliyetleri arttirarak, muayenehanede çalısmayı imkansız hale getirmek oldugu açıktır.<br />
8) Yonetmelik, kadın dogum hekimlerinin muayene odasının içine tuvalet zorunlulugu getiriyor. Odanin hemen yaninda veya karsısında tuvalet olursa, bunu kapatma gerekcesi sayiyor. Tuvalet gibi en hijyenik olmayan birimi, muayene odası gibi en hijyenik olması gereken ortamin icine sart kosmanin ne mantıkla ne bilimle ne de akilla izah edilebilir bir yani vardır.<br />
9) Turkiyede yonetmelikte istenen standartlara sahip bina stogu yoktur. Ornegin standart asansor kapısı genisligi 80 cm degildir. Ya da daire girisi ve oda kapıları genisligi 110 cm degildir. Zaten gerek de yoktur. 110 cm hastanelerde kullanilan mobil yatak olcusudur. Bunun muayenehanede ne isi olabilir? Apartmanin merdiven basamaklarina bile uyulmasi imkansiz olculer getirilmiştir. Boyle binaların olmadıgı bilinirken boyle bir yonetmeliği dayatmak, fiilen muayenehanelerin kapatılması demektir.<br />
10) Biz hekimler, tabip odaları ve uzmanlık derneklerimizle oturmalarını ve yonetmeligi Turkiye kosullarına uygun hale getirmelerini, dolayasiyla bizlerin muayenehanelerinin, hastalarımızın da serbest hekim secme ozgurluklerinin devam etmesini talep etmekteyiz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-weight: bold;">Haberiniz var mı? 4 Ağustos 2011'de sadece muayenehanesinde çalışan hekimlerin de muayenehanelerini kapatmak istiyorlar!</span><br />
<br />
<br />
SAGLIK BAKANLIĞI YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİKLERİYLE MUAYENEHANELERİ VE LABORATUVARLARI KAPANMAYA ZORLUYOR<br />
 <br />
1) 3 yil içinde 8 kez yönetmelik degistirdiler, bunlarin bir kisminda danistay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ertesi gün yenisini çıkardılar.<br />
2) Esas amaçları, devlette çalısan ve ayni zamanda muayenehanesi olan hekimlerin muayenehanelerini kapatmaktır, ancak yasa anayasa mahkemesinden dondu, bakanlik da bunun uzerine imkansizi isteyen bir dizi fiziki ve mimari koşul getirerek, muayenehane ve laboratuvarlari fiilen kapanmaya zorlamakta.<br />
3) Tabii bunu butun muayenehaneler icin getirdiğinden, bu işle hiç alakası olmayan, ve geçimlerini sadece muayenehaneleri üzerinden sağlayan, kamuyla ilşkisiz binlerce hekimin de muayenehaneleri kapanma tehdidi altinda.<br />
4) 4 Ağustos 2011 tarihinde, eger yonetmelik geri çekilmez ya da değiştirilmezse, binlerce muayenehane hekimi ve çalisani issiz birakilacak.<br />
5) Anayasal çalişma ozgurluğu ve hakki , mesleklerini serbest olarak icra etme hakki, doktorlarin elinden alinmaktadir. Hastalarımızın insanca, gereken sürelerde (devlette 5, ozel hastanede 15 dak olan muayene suresi muayenehanede en az 30 dakikadır) istedigi doktoru ozgurce secerek uygar bir saglik hizmeti almasi engellenmektedir.<br />
6) Doktorları, tekellesen ozel hastane zincirlerinin patronlarina ucuz isgucu olarak sunmak istiyorlar, serbest calismalarini kisitlayarak, ozel hastaneler ve devlet karsisinda, doktorlarin pazarlik gucunu ortadan kaldirmak istiyorlar, yakin zamanda tum kamu hastanelerini ozellestirmek amacındalar, bu hastanelere ucuz isgucu lazim.<br />
7) Bu yonetmelik bir dizi sacmalik ve mantiksizlikla doludur. Ornegin, iki veya daha cok hekimin birlikte muayenehanede çalışmalarına izin vermemektedir. Neden diye sordugunuzda bir cevap verememektedirler. Amacin maliyetleri arttirarak, muayenehanede çalısmayı imkansız hale getirmek oldugu açıktır.<br />
8) Yonetmelik, kadın dogum hekimlerinin muayene odasının içine tuvalet zorunlulugu getiriyor. Odanin hemen yaninda veya karsısında tuvalet olursa, bunu kapatma gerekcesi sayiyor. Tuvalet gibi en hijyenik olmayan birimi, muayene odası gibi en hijyenik olması gereken ortamin icine sart kosmanin ne mantıkla ne bilimle ne de akilla izah edilebilir bir yani vardır.<br />
9) Turkiyede yonetmelikte istenen standartlara sahip bina stogu yoktur. Ornegin standart asansor kapısı genisligi 80 cm degildir. Ya da daire girisi ve oda kapıları genisligi 110 cm degildir. Zaten gerek de yoktur. 110 cm hastanelerde kullanilan mobil yatak olcusudur. Bunun muayenehanede ne isi olabilir? Apartmanin merdiven basamaklarina bile uyulmasi imkansiz olculer getirilmiştir. Boyle binaların olmadıgı bilinirken boyle bir yonetmeliği dayatmak, fiilen muayenehanelerin kapatılması demektir.<br />
10) Biz hekimler, tabip odaları ve uzmanlık derneklerimizle oturmalarını ve yonetmeligi Turkiye kosullarına uygun hale getirmelerini, dolayasiyla bizlerin muayenehanelerinin, hastalarımızın da serbest hekim secme ozgurluklerinin devam etmesini talep etmekteyiz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yenilenen Forum]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/yenilenen-forum.html</link>
			<pubDate>Sun, 01 May 2011 23:10:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/yenilenen-forum.html</guid>
			<description><![CDATA[Artık forumumuz yenilendi ve umarım daha aktif hale gelecek. Facebook ve twitter bağlantıları ile daha interaktif, kolay ulaşılabilir bir forumumuz olacak. Sizlerden ricam hem sorularınızı, hem diğer kullanıcılara yararlı olabileceğini düşündüğünüz konuları foruma yazmanız. Ben de forum aracılığıyla son gelişmelerle ilgili haberleri ve görüşlerimi size ileteceğim. <br />
<br />
Sağlıkla kalın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Artık forumumuz yenilendi ve umarım daha aktif hale gelecek. Facebook ve twitter bağlantıları ile daha interaktif, kolay ulaşılabilir bir forumumuz olacak. Sizlerden ricam hem sorularınızı, hem diğer kullanıcılara yararlı olabileceğini düşündüğünüz konuları foruma yazmanız. Ben de forum aracılığıyla son gelişmelerle ilgili haberleri ve görüşlerimi size ileteceğim. <br />
<br />
Sağlıkla kalın]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hasta Yakınlarının Kabul Etme Süreçleri]]></title>
			<link>http://alzheimer.web.tr/forum/hasta-yakinlarinin-kabul-etme-surecleri.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 15:12:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://alzheimer.web.tr/forum/hasta-yakinlarinin-kabul-etme-surecleri.html</guid>
			<description><![CDATA[Merhabalar,<br />
Benim babam yaklaşık 4 senedir Alzheimer tedavisi görüyor. Orta safhaya doğru bir gidiş var. Annem ise onunla ilgilenen kişi, ama morali çok bozuk. Her ne kadar ortam yaratmaya çalışsak da henüz olayı tam manasıyla kabul edemediğini düşünüyorum, çünkü babama karşı yer yer bir sinir tavır var. Özgürlüğünü etkilediği için ona zaman zaman kızgın sanırım.<br />
<br />
Bu da malesef en çok kızı olarak beni olumsuz yönde etkiliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhabalar,<br />
Benim babam yaklaşık 4 senedir Alzheimer tedavisi görüyor. Orta safhaya doğru bir gidiş var. Annem ise onunla ilgilenen kişi, ama morali çok bozuk. Her ne kadar ortam yaratmaya çalışsak da henüz olayı tam manasıyla kabul edemediğini düşünüyorum, çünkü babama karşı yer yer bir sinir tavır var. Özgürlüğünü etkilediği için ona zaman zaman kızgın sanırım.<br />
<br />
Bu da malesef en çok kızı olarak beni olumsuz yönde etkiliyor.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
